Ana Menü

* HAFTANIN TEMALARI *

Günün Adamı - Dışardakiler - Haldun Taner

Başlatan ♫ MELODi ♫, 24 Tem 2026 12:18:53

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

♫ MELODi ♫


Haldun Taner'in ilk oyunu Günün Adamı 1952'de "zararlı" görülerek yasaklanmış, 1962'de Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda sahnelenebilmiştir. Bu durumu kitabın önsözünde Haldun Taner şöyle dile getirir: "Bu piyesi bir bakıma bir tenis topuna benzetmek kabildir. Bıraksalar öbür toplar kadar, hatta belki onlardan az sıçrayacak bir tenis topu. Ne var ki, bunu hızla yere çarptıklarından fazla ses çıkardı, tavana kadar sıçradı."

Dışardakiler ise Haldun Taner'in ikinci oyunudur. Altı tablodan oluşan oyun ilk kez 1957'de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir. Oyunda 1950'lerde topluma egemen olan "serbest teşebbüs" anlayışının yarattığı kültürel yozlaşma ve değerler çatışması başarıyla yansıtılır.
Bu Konuyu Paylaş
Google Ekle Google skype pinterest skype youtube grubumuz
kiriklink Bildirimi
Google Ekle kiriklink
  •  

♫ MELODi ♫

Günün Adamı - Dışardakiler Özet
Haldun Taner'in 1953 yılında yazdığı Günün Adamı adlı tiyatrosu, döneminde çok tartışılmış, bir dönem yasaklanmış; dolayısıyla oldukça büyük etkiler uyandırmış bir eserdir. Türkiye Cumhuriyetinin gerçek anlamda çok partili rejime geçtiği ilk yıllarda  siyaset hayatını eleştirel bir dille anlatan bu tiyatro, belli ki, bazı siyasetçileri rahatsız etmiş, çileden çıkarmıştır.

Profesör, dönemindeki iktidarı haksız bir vergiden dolayı ağır bir biçimde eleştirir. Bu eleştiri, gazete ve diğer yayın organları tarafından abartılı bir biçimde halka yayılır. Profesör ise, kısa zamanda halkın kahramanı hâline gelerek günün adamı olur. Daha da ötesi, muhalefet partisi, söz konusu profesöre bakanlık sözü vererek onu parti bünyesine dahil etmek ister. Şimdi profesör bir seçim yapmak zorundadır: Ya onurlu ve değerli profesörlük mesleğine devam edip ilimle meşgul olacak ve öğrencilerini yetiştirmeye devam edecek ya da daha prestijli, ipleri elinde tuttuğu ve daha çok maddi kazanç ve statü vadeden bakanlığa geçecektir. Profesörün gönlü her ne kadar akademik hayata devam etmekten yana ise de eşi, kayınpederi, oğlu ve diğer yakınları onu bakan olarak görmek, bu şekilde siyasetin nimetlerinden yararlanmak istemektedirler. Halk da çeşitli yürüyüşlerle, gösterilerle profesörü destekledikleri parti içerisinde görme talebini ifade etmektedirler. Profesörün doçenti eve gelip hocasını siyasetin pisliğinden uzak tutmak ister, ona akademik hayatın daha onurlu, daha değerli ve daha güzel olduğunu anlatır. profesörün gönlünden geçenler doçentin bahsettiği şeylere ne kadar benzerse benzesin, halkın ve kendi ailesinin talepleri, profesörü aktif siyasete katılma meselesinde düşünmeye sevk eder. Onun son kararını öğrenmek üzere eve gelen genel sekreteri, biraz daha düşünmek istediğini söyleyerek bekletir. Sonra gider, koltuğuna oturur ve düşünmeye başlar. Bu esnada sahne değişir. Profesör, bakan olmuştur. Ama onun siyasete girmesi, hem kendisini hem de ailesini oldukça kötü etkiler. Kayınpederi ve kayınbiraderi, Profesör vasıtasıyla birer memurluk elde edip bir yandan da özel şirketlerle zengin olmaya çalışmakta, Profesörü ise, ihaleleri alma, inşaat yapılacak alanları seçme ve proje alanlarındaki arsaları sahiplenme gibi konularda kullanmaktadır. Profesörün ise bunlardan haberi dahi yoktur. Profesörün oğlu, zenginliğin nimetleriyle şımarır, babasının sekreterine, üstelik kendisinden yaşça daha büyük olduğu hâlde, sarkıntılık yapar. aldığı son model arabasıyla bir yayaya çarpan genç, genel sekreter yardımıyla bu işten babasını haberdar etmeden kurtulur. Profesörün eşi de genel sekreterle bir gönül ilişkisi içerisindedir.

Bir gün parti, Profesörü bakanlıktan uzaklaştırmak ister; çünkü bakan bildiğini okumakta, parti kurallarına karşı gelmektedir. Profesör ise, dürüst bir şekilde halkın sesi olmaya ve siyasi görevini yürütmeye devam etmek istemektedir. Ne var ki partinin elinde Profesör'ün özel hayatına dair pek çok malseme bulunmaktadır. Eğer Profesör bakanlıktan çekilmezse bu bilgilerin halka yayılacağı söylenir. Böylece Profesör, günün adamı olarak, parti tarafından kullanılmış, zamanı gelince de bir mendil gibi atılmak istenmektedir. Profesörün eli kolu da bu durum karşısında bağlıdır.

Profesör, oturduğu sandalyeden kalkar, seçimini bildirmek üzere genel sekretere döner ve siyasete girmek istemediğini, profesörlüğe devam edeceğini söyler. Profesör'ün ailesi üzülür, doçent ise sevinir. Herkes sahneden çıkınca doçent telefonla iktidar partisini arar, emredildiği gibi Profesör'ü muhalefet partisine girmekten alıkoyduğunu bildirir ve komisyonunu talep eder.

Dışardakiler adlı tiyatro ise, Darülaceze'de kalan, kısmen bunak olan, eski İttihat ve Terakki üyelerinden Yümnü'nün, gazeteci Semih Bey tarafından bir kitap yazmaya ikna edilmesiyle başlar. Bu kitap İttihat ve Terakki hakkındaki gerçeklere odaklanıp güncel siyasetin içyüzünü göstermeye yönelik birinci el bir kaynak olmak üzere hazırlanacaktır. Oysa babasının matbaasına bir süreliğine bakmak zorunda kalan Semih Bey'in bu girişimi, babasına ne kadar yetenekli olduğunu, kendi başına iş becerebileceğini gösterme tutkusundan başka bir şey değildir. Semih Bey'in bir amacı daha vardır ki o da Yümnü'nün torunu Aynur'a yaklaşmaktır. Ne var ki işler planlandığı gibi gitmez. Semih Bey'in babası bu işten elini çeker. Semih Bey de Yümnü Bey'in üzülmemesi için elinden geleni yapar. Semih'in yalanları, Yümnü'nün başına olmadık işler açar. Mahkemelik olan Yümnü, yine Semih Bey'in girişimleriyle kurtululur. Ne var ki Darülaceze'ye geri dönmek zorunda kalır.

Günün Adamı adlı eser, siyasetin içerisinde dönen oyunlara ayna tutmaya yönelik bir metindir. Siyasetin kötülüğü, ilmin saflığı karşısına konmuş ve böylece ikisi arasında bir mukayese yapılmıştır. Siyasetin nimetleri her ne kadar çekici gelse de işin aslı bu nimetlerin birer diken olduğudur. Üstelik siyaset adamı, özgürlük nedir bilmez. İpler, daima partinin elindedir. Bu nedenle  siyasete atılmak, o kadar da cazip değildir. Bunun yanında siyasetten uzak durmak ve ona bulaşmamak bile bir şekilde siyasetçilerin bir  oyunu olabilir. çünkü demokrasi, siyasete katılımı gerektiren bir sistemdir. Aksi hâlde her siyasetçi, kendi borusunu öttürecek ve istediği gibi davranacaktır. Dışardakiler adlı oyun da kısmen  siyaset içeren bir eserdir. Yümnü, Darülaceze'de kalan bir bunaktır; fakat dışarıdakiler sanki kendisinden daha kötü bir durumdadır. bu çılgın dünyada Darülaceze, kafa dinlemek için en güzel yerlerden birisidir.

Editör: Murat ASLAN
  •  

🡱 🡳
EhPortal 1.40.2 © 2026, WebDev