EĞİTİM & BİLİM DÜNYASI => Kütüphanemiz => İz Bırakan Kitap Cümleleri => Konuyu başlatan: ♫ MELODi ♫ ツ - 04 Haz 2026 10:52:14

Başlık: Sahnenin Dışındakiler - Ahmet Hamdi Tanpınar
Gönderen: ♫ MELODi ♫ ツ - 04 Haz 2026 10:52:14
Sahnenin Dışındakiler


Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.
(https://imgbb.com/)


Arka Kapak Bilgisi


Tanpınar'ın bu eseri 1920'li yılların, Millî Mücadele yıllarının romanıdır. Romanın kahramanlarından İhsan romanın bir yerinde "Orada (Anadolu'da) mücadele var, muharebe var. Mukadderatımız orada halledilecek! Asıl sahne orası. Biz burada malesef sadece seyirciyiz. Sahnenin dışındayız" demektedir. Roman adını ve konusunu "sahnenin dışında" olanların içlerinde ve etraflarında olup bitenlerle, zaman zaman geçmişe, maziye yönelerek değişimler, hasretler ihtiraslarla kazanmaktadır.
Başlık: Ynt: Sahnenin Dışındakiler - Ahmet Hamdi Tanpınar
Gönderen: ♫ MELODi ♫ ツ - 04 Haz 2026 10:52:40
Sahnenin Dışındakiler Özet



Sahnenin Dışındakiler 1920 senesinde kitabın baş kahramanı Cemal'in üniversite eğitimi için İstanbul'a dönmesiyle başlar. Uzak akrabadan biri olan Behçet Bey'lerin evine gidecektir. Fakat ilk olarak çocukluğunu geçirdiği Elagöz Mehmet Efendi Mahallesi'ni görmeye karar verir. Mahalleye vardığında, o sıralarda işgal altında olduğundan tanınmayacak halde olduğunu görür. Buna oldukça üzülmüştür, zira çocukluğunun en güzel anılarını bu mahallede komşularının kızı Sabiha ve uzak bir akrabasının oğlu İhsan ile geçirmiştir.

Sabiha, Cemal'lerin mahallelerine sonradan taşına Süleyman Bey'in kızıdır. Süleyman Bey, karısına kalan yüklü miktardaki mirası sırf kendi zevkleri ve eğlencesi uğruna kısa zamanda tüketmiştir. Bu nedenle karısıyla arası iyi değildir ve sürekli şiddetli tartışmalar yaşıyorlardır. Sabiha ise tüm bunlardan oldukça kötü etkilenmekle beraber, Cemal'in arkadaşlığı biraz olsun sıkıntılarını ona unutturmaktadır.

O günlerde, yurt dışında eğitim görmekte olan İhsan evine geri döner. Bir süre sonra da Cemal'in de eğitim gördüğü Vefa Lisesi'nde tarih hocalığı yapmaya başlar. Cemal, Sabiha ve İhsan birlikte çok fazla vakit geçirmektedirler. Fakat bir süre sonra Cemal Sabiha'nın İhsan'a duyduğu ilgiden rahatsız olmaya, onu kıskanmaya başlar.

Bu sıralarda, Sabiha kadın hakları ve özgürlüğü gibi konulardan etkilenmeye ve bir başkaldırı olarak algıladığı tiyatroya ilgi duymaya başlar. Cemal her ne kadar ona destek olmaya çalışsa da bu konuda kararsızdır. Bir süre sonra Cemal ve Sabiha ayrılmak zorunda kalırlar, çünkü Cemal'in babasının tayini Anadolu'da bir yöreye çıkmıştır.

Cemal, canlanan anılarıyla beraber, her yerde Sabiha'yı aramaya başlar. Sabiha'yı İstanbul'dan ayrıldığından beri görmemiştir. Sabiha onun için çok önemlidir, zira içten içe ona aşıktır. Sabiha hakkında bir şeyler öğrenebilmek umuduyla İhsan'ın evine gider. Fakat yıllar önce tanıdığı İhsan değildir karşısındaki. Siyasi meselelerle oldukça alakadar olan, İttihat ve Terakki yanlısı işler yapan farklı bir İhsan'la karşılaşmıştır. Nitekim, eve adımını atar atmaz bu siyasi işlerin içine çekiliverir. Tanıdıklarından Muhsin Bey ve diğer birçok kişiyle beraber hararetli bir tartışma ortamında bulur kendini. Cemal'i derhal bilgi vermek üzere bir tanıdığın evine gönderirler. Orada Sabiha'nın Muhtar adında gizli kapaklı işler gören bir gençle evlendiğini öğrenir.

Gel zaman git zaman, kendisine -yine emrivaki olmak üzere- büyük bir görev verilir. Nasır Paşa adında önemli bir mevkideki bir adamın anılarını dikte edecektir. Yazdıklarını eş zamanlı olarak yayınlayan Cemal'in yazıları zamanla belli kesimlerdeki insanları rahatsız etmeye başlar. Cemal, Nasır Paşa'nın yanına gittiğinde onu oldukça sıkkın ve üzgün bir halde bulur. Bir tatile çıkmaya -kaçmaya- karar vermiştir. Ardında hiçbir şey bırakmak istemediğinden Cemal ile beraber tüm belgeleri, mektupları, fotoğrafları yakmaya başlarlar.

Ertesi gün, Cemal'in hayatında beklenmedik bir olay gerçekleşir. Köprü denen bir yerde Sabiha ile karşılaşır. Sabiha onun geldiğinden uzun zamandır haberdar olduğunu, fakat önceden aralarında bir şey olduğunu bilen kocası Muhtar'dan korktuğu için yanına gelemediğini söyler. Bir süre eskisi gibi el ele dolaşırlar. Fakat Sabiha alelacele onu tekrar göreceğini söyleyerek gider.

Birkaç gün sonra akşam vakti Sabiha Cemal'in kaldığı pansiyona çıkagelir. Bir şeylerden korktuğu bellidir. Muhtar'ın kendisinin peşinde olduğunu söyler. Cemal, değişen koşullarla beraber Sabiha'nın da değiştiğini, alkol gibi şeylere alıştığını fark eder. Oldukça güçsüz görünen Sabiha ağlamaya ve içini dökmeye başlar. Fakat yine de söylemeye çekindiği bir şeyler olduğu bellidir. Sürekli "Ah, bir karar verebilsem!" diye yakınmaktadır. Sabiha o gece Cemal'le beraber kalır. Fakat Cemal sabah uyandığında Sabiha'nın yerinde bir zarf bulur. Kağıdın üstünde Sabiha'nın resmi vardır. Altında ise "Sahneye Çıkacak İlk Türk Kadını" yazılıdır. Cemal, Sabiha'nın kararsız olduğu konunun bu olduğunu anlar. Bu konuda konuşmak üzere Muhlis Bey'in yanına gittiğinde Nasır Paşa'nın öldürüldüğü haberini alır. Olaydan sorumlu tutulan İhsan ise tevkif edilmiştir.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın tarihi karışıklıklarla geçen bu romanı, bu şekilde sona erer. "Sahnenin Dışındaki" Anadolu insanlarının bu güzel hikayesi, kendi geçmişimize ayna tutuyor adeta.
EhPortal 1.40.2 © 2026, WebDev