Ana Menü

* HAFTANIN TEMALARI *

Yaralı - Kahraman Tazeoğlu

Başlatan ♫ 𝕄𝔼𝕃𝕆𝔻𝕚 ♫ ツ, 19 Mayıs 2026 15:48:16

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

♫ 𝕄𝔼𝕃𝕆𝔻𝕚 ♫ ツ



Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın. Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir, bil. Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil... Yanlış aşkta doğru aranmaz. Ama yine de oku istiyorum. Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil, senin nasıl okuduğun belirler.

"Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin" diye sordular senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan... O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan.

Kör değildim, sadece güvenmiştim!

Not: Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Artık beni acıtmıyor.
Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.


Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.

Bu Konuyu Paylaş
Google Ekle Google skype pinterest skype youtube grubumuz
kiriklink Bildirimi
Google Ekle kiriklink
  •  

♫ 𝕄𝔼𝕃𝕆𝔻𝕚 ♫ ツ

Yaralı Özet


Kahraman Tazeoğlu'nun kuşkusuz mükemmel bir duygu anlatımı var. Duygusallığın yoğun olduğu bu kitapta, o duyguyu okuyucuya çok iyi geçiriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor. Konu açısından çok yaratıcı. Özellikle Kaan ve Lavin'in ölen bir çocukla irtibatı ve aşkının kurucusu olması olağandışı bir olay iken, bunu okuyucuya çok doğal bir şekilde kabul ettiriyor. Eksik bulduğum taraf ise olayların geçiş sırası. Bir olayda başka bir olaya atlıyor ve bu da okuyucu da karmaşıklığa neden oluyor. Ama bütünüyle duygu yoğunluğuyla yoğrulmuş akıcı bir kitap. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde bence yer alıyor.


"Bazı yaralar sardıkça kanar. Kiminin çöle döner yüreği, kimi içinde bir yanardağ saklar."


Kaan'ın yarası da böyleydi. Hande'nin onu terk etmesinin ardından çöldeki kum fırtınaları onu kasıp kavurmuş, hiç doğmayan güneşten yanıp kavrulmuştu. Hande ansızın gidişiyle Kaan'ı ömür boyu taşıyacağı bir yaraya mahkum etmişti. Kaan ve Hande çocukluk arkadaşı, lise aşkıydılar. Liseyi İzmir'de beraber okuyup, aynı üniversiteyi okudular. İstanbul'da aşk dolu yılları geçti. Kaan Hande'nin olmadığı bir ömür düşünemiyordu. Üniversite bittikten sonra Hande hemen işe başlamıştı. Kaan ise henüz bir iş bulamamıştı. Bu durum Kaan'ı derinden üzüyordu çünkü okul bittikten sonra evlenmeyi planlıyorlardı. Kaan birkaç iş başvurusu yaptı, bu arada Hande ise iş hayatına bütünüyle alışmıştı. Kaan Hande'nin değiştiğini hissediyordu ama bunun önemli bir durum olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Kaan'ın iş başvurularından biri olumlu sonuçlanmıştı. Kaan pazartesi işe başlayacaktı ve bu mutlu haberi vermek için sabırsızlanıyordu. Hande'nin onu yapayalnız bırakıp gideceğini bilmeden. Pazar günü buluştular. Kaan Hande'ye bir iş bulduğunu pazartesi işe başlayacağını söyledi. Hande soğuk davranıyordu ve lafı uzatmadan Kaan'a birlikte olamayacaklarını, ayrılmak istediğini söyledi. Kaan adeta bir buz kütlesi kaldı. Hande arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Kaan onun gidişini hiç kabullenemedi ama Hande ondan çoktan vazgeçmişti.


Kaan, Hande olmadan bir hayat süremeyeceğini anladı ve bileğini kesti. Su dolu küvete kanı hafif hafif dağılırken, Kaan'da adım adım uzaklaşıyordu hayattan. Ta ki komşusu onu bulup, hastaneye yetiştirene kadar. Kaan hayata tekrar dönmüştü ama kanayan bir yarayla. Bileğindeki yara Hande'nin enkazıydı. Kaan hayattan kopmuş, âdeta bir ölüydü. Onu bu zor zamanlarında eski arkadaşı Ayça hiç yalnız bırakmamıştı. Ona kendi çalıştığı yerde bir iş buldu ve onu sosyal hayatına tekrar döndürdü. Kaan'ı hayata döndürmek için elinden geleni yaptı. Kaan artık daha hissediyordu kendini, şüphesiz bu Ayça'nın sayesindeydi.


Kaan işe gidip geliyor, geceleri ise şiir yazıyordu. O bilinmeyen bir şairdi. Yazdıklarını bazen Facebook duvarında paylaşır ve arkadaşlarının yaptıkları yorumları okurdu. Tam da o sıralar hayatına Ece adında bir kız girdi. Aynı şirkette çalışıyorlardı. Ece ve Kaan, dostlukla başlayan bir aşk girdabına sürüklendiler. Neyse ki bu aşk başlamadan bitecekti. Ece bir akşam Kaan'ın evine gitti. Beraber vakit geçirdiler, sohbet ettiler. Ece başını Kaan'ın omzuna yasladı. Kaan'da yüzünü okşadı. Bu sırada Ece'nin yüzü kan olmuştu. Kaan'ın bileğindeki yara kanıyordu ve bu kan Ece'ye de bulaşmıştı. Kaan, Ece'ye her şeyi anlattı. Ece ondan yavaş yavaş uzaklaşarak, hayatından çıktı. Kaan bir süre sonra Duru ile tanıştı. Onunla da aynı şey oldu. Elele tutuştuklarında, Kaan'ın yarası yine kanadı. Kaan yarasının başka bir ilişkiye izin vermeyeceğini anladı. Yarası Hande ile olan aşkına çok sadıktı. Kaan bileğine peçete bastırıp arabaya bindi. Yolda giderken önüne bir deniz topu fırladı, ardından bir çocuk. Kaan hızla frene bastı ve çocuğun yanına gitti. Kaan'a 'bileğin kanıyor' dedi. Kaan 'bazen kanıyor' dedi. Çocuk ise bütün olanları bilir gibi ' bazı yaralar sardıkça kanar' dedi.


Bu söz onu çok düşündürdü. Nereden bilebilirdi bunu. O çocuğun adını 'deniz çocuğu' koydu. Bu sözü Facebook duvarında paylaştı. Bir süre sonra Lavin adlı bir kızın 'Tıp dünyasını dramı' diye attığı yorum dikkatini çekti. Biraz sinirlense de bir yandan da güldü. Çok geçmeden Kaan Facebook duvarında bir yazı daha paylaştı. Lavin yine alaycı bir yorum yaptı. Kaan Lavin'i merak etti ve arkadaşlık isteği gönderdi. Lavin'de kabul etti.


Lavin neşeli ve hayat dolu bir kızdı. Ancak onunda kanayan bir yarası vardı, tıpkı Kaan gibi. Bu yara her ayın son cumartesi günü kazada kaybettiği sevgilisinin mezarına gittiğinde kanardı. Lavin her gün bu kadar neşeli ve hayat doluyken, o gün geldiğinde bir ölü gibiydi. Bunu ailesi de merak ediyordu ama bir türlü Lavin'e soramıyorlardı.


Lavin ve Kaan arkadaş olmuşlardı. Buluşup birlikte harika zamanlar geçiriyorlardı. Kaan, Lavin'e gitgide aşık olmuştu ama bunu Lavin'e söyleyemiyordu çünkü Lavin'de sevgilisinden kalan o yaraya çok sadıktı ve onu unutamıyordu. Kaan dayanamıyordu, bu aşk onu yiyip bitiriyordu ve Lavin'e uzun bir mesaj yazdı. Aşkını, onu nasıl çok sevdiğini bir bir anlattı. Lavin hiç cevap vermedi. Kaan'dan uzaklaştı. Onunla arasına görülmez bir duvar ördü. Kaan her gün Lavin'i düşünüyordu. Bu arada Ayça evleniyordu ve Kaan nikah şahidiydi. Ayça evlendi, yurt dışında yaşayacaktı. Kaan'ın da gelmesi için ısrar ediyordu ama Kaan, Lavin'i bırakamazdı.
Kaan bir karar aldı. Lavin'i görmeye gidecekti. Sonu hüsran bile olsa onunla yüzleşecekti. Ayın son cumartesi günü mezarlığa gidecekti. O gün gitti ama Lavin onu yanına çağırmadı. Arabaya bindiler o sırada önlerine deniz çocuğu çıktı ve duvara çarptılar. Lavin o kazadan hiç yara almadan kurtuldu ama Kaan komadaydı.


Lavin ona aşık olduğunu, onu nasıl sevdiğini bu kazadan sonra anlamıştı ama Kaan bir türlü gözünü açmıyordu, hayata dönmüyordu. Lavin bu zor günlerinde kardeşi Erdem'i arıyordu ama Erdem'de onu terketmişti, gelmiyordu.


Lavin, Hande'ye haber verdi. Gelmesini ve bu zor günlerinde Kaan'ın yanında olmasını istediğini söyledi. Hande hastahaneye geldiğinde, Lavin , Kaan'a olan aşkını anlatıyordu. Hande buna şahit olmuştu. Hande'nin gelmesiyle, Kaan gözlerini açtı ve hayata döndü. Kaan, Lavin'i çok özlemişti. Lavin ise onu hayata döndüren Hande olduğu için Kaan'dan uzak duruyordu. Kaan Hande'yi bağışlamıştı ama asıl aşkı Lavin'di. Lavin onun ilk değil ama son ve ebedi aşkı olarak kalacaktı. Hande, Kaan'a asıl onu sevenin Lavin olduğunu ve Lavin'in dilinden dökülen aşk sözlerini Kaan'a anlattı.


Kaan, Lavin'in yanına gitti ve kazayı konuştular. Kaan önüne atlayan o deniz çocuğunun Lavin'in yıllar önce ölen kardeşi Erdem olduğunu öğrenince çok şaşırdı. Lavin ve Kaan'ın karşılaşmasını, aşık olmasını sağlayan da Erdemdi. Bu aşkın temelini de Erdem atmıştı.
Kaan, Lavin'e evlenme teklifi etti ve evlendiler. Bir çocukları oldu, adını Erdem koydular. Onların aşkı ilerde küçük Erdem'in bestelerinin konusu olacaktı. Bu aşkı Erdem sonsuza dek şarkılarıyla yaşatacaktı.

Yazan: Nisanur Duvarcı
Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.


Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.

  •  

♫ 𝕄𝔼𝕃𝕆𝔻𝕚 ♫ ツ

Yaralı Kitap Özeti



Hande, Kaan'ın çocukluk aşkıydı. İkisi de birbirini çok seviyordu. Kaan, Hande'ye şiirler yazıyordu. Liseyi birlikte okudular ve sıra üniversiteye geldi. Üniversiteyi de birlikte okumak istediler ve ikisi de İstanbul'u kazandı. Çok sevdikleri İzmir'den İstanbul'a geldiler. Üniversite'yi de burada birlikte bitirdiler.

Hande mezun olduktan hemen sonra kendine iyi bir iş buldu. Kaan bu konuda şanssızdı. Bir türlü iş bulamadı. Hande de zamanla ondan soğumaya başladı. Kaan en sonunda bir iş buldu. Pazartesi günü işe başlayacaktı. Pazar günü Hande'yle buluştular. Kaan mutlu haberi vereceği için çok mutluydu. Ama o mutlu haberi veremeden Hande ondan ayrılmak istediğini söyledi ve onu bırakıp gitti.

Kaan günlerce eve kapandı. Kendisine gelemedi. Arkadaşlarının çabasına rağmen kendisini toparlayamadı. Bir gece Hande olmadan yaşayamayacağına karar verdi ve bileğini kesip intihar etti. Komşuları onu kanlar içinde buldu ve hastaneye götürdü. Kaan kurtuldu ama bileğinde bir yara kaldı. Kaan'ın bu zor günlerinde arkadaşı Ayça ona yardımcı oldu. Kaan'ın eskisi gibi neşeli birisi olması için çaba harcadı. İşyerinde Kaan'a bir iş buldu.

Kaan yavaş yavaş hayata dönmeye başladı. İşyerinde Ece adında bir kızla tanıştı. Ondan hoşlanmaya başlamıştı. Fakat Kaan'ın kıza ilk dokunduğunda bileğindeki yara tekrar kanamaya başladı. Kaan Hande'yi ve yaranın sebebini anlattı. Ece ile bir ilişkiye başlayamadan ayrıldılar. Kaan bir sene sonra Duru'yla tanıştı. Duru'yla da aynı şeyi yaşadı. Duru'nun elini ilk tuttuğunda yarası yeniden kanadı. Kaan bu ilişkinin de olmaması gerektiğini anladı. Kaan bileğini sardı ve arabasıyla eve dönüyordu. Yolda giderken bir anda gözleri karadı ve yolda önce bir deniz topu sonra bir çocuk çıktı. Kaan hemen durdu ve arabadan inip çocuğun yanına gitti. Çocuk Kaan'ın yarasını gördü ve ona 'Bazı yaralar sardıkça kanar.' dedi.

Çocuğun söylediği söz Kaan'ın aklına takılmıştı. Bu sözü Facebook hesabında paylaştı. Biraz sonra Lavin isimli birisinin yazının altına alaycı bir yorum yaptığını gördü. Bu kızın kim olduğunu merak etti. Daha sonra yazdığı başka bir yazıya Lavin yine alaycı bir yorum yaptı. Kaan daha da merak etmeye başladı. Ayça'ya da danışarak Lavin'e arkadaşlık isteği gönderdi. Lavin de arkadaşlık isteğini kabul etti.

Lavin yaşamdan zevk alan bir kızdı. Fakat her ayın son cumartesi günü hüzünlenirdi. Çünkü bir ayın son cumartesi gününde sevgilisini bir kazada kaybetmişti. Onun mezarına ziyarete gidiyordu. Bu olayı ailesi bilmiyordu onun nereye gittiğini merak ediyorlardı. Lavin'in de başında o kazadan kalma bir yara vardı. Mezara her gittiğinde o yara yeniden kanıyordu.

Lavin ile Kaan uzun süre yazıştılar. Buluştular. İkisi de birbirine aşık olmaya başlamıştı. Lavin ölen sevgilisine ihanet ettiğini düşünüyordu. Bazen kardeşi Erdem ile konuşuyordu. Kardeşi Kaan ile birlikte olması konusunda onu destekliyordu. Kaan duygularından tamamen emin olunca Lavin'e bir yazı gönderdi ve ona aşık olduğunu söyledi. Lavin ona cevap vermedi. Telefonlarını açmadı. Kaan umutsuzluk içinde beklerken en yakın arkadaşı ayça evlendi ve Kaan onun nikah şahidi oldu. Ayça eşiyle birlikte yurt dışında yaşayacaktı. Kaan'a da onlarla birlikte gelmesi için ısrar ettiler. Ama Kaan Lavin'den vazgeçmedi.

Kaan bir cumartesi günü Lavin'in mezarlıkta olacağını düşünerek oraya gitti. Lavin ordaydı. Arabada giderlerken kaza geçirdiler ve Kaan komaya girdi. Kaan günlerce kendine gelemedi. Lavin bu sürede Kaan'ı ne kadar çok sevdiğini, onun ölmesinden çok korktuğunu anladı. Kazadan sonra kardeşi de ortadan kaybolmuştu. Lavin dertleşecek kimse bulamıyordu. Kaan bir türlü kendisine gelmeyince Lavin Hande'nin de bu durumdan haberdar olması gerektiğini düşündü ve ona haber verdi. Hande hasteneye geldiğinde Lavin Kaan'ın yanındaydı ve Lavin'in Kaan'a söylediklerini, onu ne kadar çok sevdiğini duydu. Daha sonra Hande Kaan'ın yanına girdi ve Hande onunla konuşurken Kaan gözlerini açtı.

Kaan Hande'nin yanında gözlerini açınca Lavin Kaan'ın Hande ile birlikte olması gerektiğini düşündü. Kaan'dan uzaklaşmaya başladı. Kaan günden güne iyileşiyordu. Ama Lavin'in eksikliğini hissediyordu. Hande'yi affetmişti ama artık onunla birlikte olamazdı. Lavin'in de kendisini sevmediğini düşünüyordu. Hande, Lavin'in Kaan baygın yatarken ona söylediklerini anlattı. Kaan da Lavin'in de onu sevdiğinden emin oldu. Lavin ile buluştular ve konuştular. Kaan konuşmaları sırasında kazaya sebep olan çocuğun Lavin'in rahmetli kardeşi Erdem olduğunu öğrendi. Lavin'in bir kardeşinin olduğunu bile bilmiyordu. Kaan'a 'Bazı yaralar sardıkça kanar.' sözünü söyleyen de Erdem'di. Erdem Kaan ve Lavin'in bir araya gelmesi için çok uğraşmıştı.

Kaan ve Lavin'in bundan sonra mutlu bir ilişkileri başladı. Evlendiler ve Erdem adında bir çocukları oldu. Artık ikisinin de yarası hiç kanamıyordu.
Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.


Misafirlerin mesajlardaki resimleri görüntülemesine izin verilmemektedir; lütfen kayıt olun veya giriş yapın.

  •  

🡱 🡳
EhPortal 1.40.2 © 2026, WebDev